Anasayfa - Eğitim Sözlüğü- Resimler - Linkler - Makaleler - Kitap Özetleri - İlginç Hikayeler - Dosyalar -  Anketler - Planlar - Son Depremler

 

SÖZCÜK ÖĞRETİMİ

 

1.    Giriş

 

Sözlü ya da yazılı, her türlü iletideki en etkili ve en güçlü en küçük birimler
sözcüklerdir. Sözcüklerin etkisi ve gücü taşıdıkları anlamlarda yatmaktadır. Denilebilir ki dile hakim olma ya da dili etkilice kullanabilmenin bir şartı da sözcük dağarciğının zenginliğidir. Zihinsel gelişim ve çevre, bireylerin sözcük dağarcıklarının sınırlarını belirleyen önemli unsurlardır. Çocuk, zihinsel gelişimine bağlı olarak kendi
çevresinde kullanılan sözcükleri öğrenir. Bu sözcük öğrenme süreci, ilköğretim okulu birinci sınıftan itibaren formal bir hal alır.

MEB İlköğretim Okulları Türkçe Programi'nda, Türkçe dersinin genel amaçlarından birinin de "Türlü etkinliklerle öğrencilerin kelime dağarcığım zenginleştirmek" olduğu görülmektedir. Bu amaç, 1.-3. sınıflar için "Düzeylerine uygun zengin bir kelime dağarcığı kazandırmak"; 4.-5. sınıflar için "Kelime dağarcığım (dilimizin yapısıyla ilgili özellikleri de sezmiş olarak) düzeylerine göre zenginleştirmek"; 6.-8. sınıflar için " Kelime dağarcığım, Türk Dil inkılabı ve çağdaş gelişimi doğrultusunda zenginleştirmek" şeklinde özel amaçlarda ifade edilmektedir.

Sözcük dağarcığı, bireyin bildiği sözcükleri ifade etmektedir. Öğrencinin "sözcük dağarcığım zenginleştirmek", bildiği sözcüklerin sayışım artırmak anlamına gelmektedir. Ancak "bilmek" sözcüğünün taşıdığı anlam belirginleştirilirse, sözcük öğretiminin sınırları da belirginleşir. Herhangi bir sözcüğü bilmek, o sözcüğü doğru
seslendirmek, doğru yazmak; konuşurken ve yazarken yerinde kullanmak; okuduğunda ya da duyduğunda da ne ifade ettiğini anlamak demektir. Bundan dolayı sözcük öğretimi, sözcüğün doğru söylenmesini ve yazılmasın!; hangi bütün içinde ne anlama geldiğini öğretmeyi kapsamalıdır.

Sözcükler, kimi zaman tek başlarına kavramları ifade ederler; sevinmek, bit-
ki, çanak, evren vb. Kimi zaman da grup halinde, hem biçim hem de anlam bakı-
mından kalıplaşmış olarak kavramları ifade ederler; karış karış, bata çıka, el ele vb. ikilemeler; kös kös baka kalmak, beti benzi atmak vb. deyimler; büyük lokma ye, büyük laf etme vb. atasözleri. Bu kavramların bazıları somut, bazıları soyuttur; bazılarının örnekleri varken, bazılarının örneği yoktur. Bunlar, sözcük öğretiminde izlenecek yolu belirleyici özelliklerdir.

 

2.    Sözcük Öğretiminde Dikkat Edilmesi Gereken İlkeler


•
MEB ilköğretim Okulu Türkçe Programi'nda, öğrencilere kazandırılacak
davranışlara bakıldığında, sözlükten yararlanma becerisinin kazandırılmasına ikinci
sınıfta yer verildiği görülmektedir. Bundan dolayı, birinci sınıf öğrencilerine sözcük öğretirken, öğrencilerin sözlük kullanmaları beklenmemelidir.

 

• Öğretmen, öğrencilere hangi sözcüklerin öğretileceğine onlarla birlikte karar vermelidir. Bu, iki bakımdan oldukça önemlidir. Birincisi, öğrencilerin
hangi sözcükleri bilmediklerin! belirlemenin en kestirme yolu, bunu onlara
sormaktır. İkincisi, öğrenciler derste yapılacak her türlü etkinliğin merkezinde kendilerinin olduklarım sezeceklerdir. Öğrencilerin bunu hissetmeleri, onların güdülenmeleri bakımından önemlidir.

Burada öğretmenlerin özellikle dikkat etmeleri gereken bir nokta vardır. "Okuduğunuz metinde bilmediğiniz sözcükler var mı?" sorusunu soran öğretmen, tahmininden daha fazla sözcükle karşılaşabilir. Sınıftaki öğrencilerin her söyledikleri sözcük öğretilmeye girişilirse, bütün bir ders sözcük öğretimi etkinlikleriyle geçer. Bu, öğrencilerin sıkılarak dikkatlerinin dağılmasına yol açabilir. Üstelik, özellikle ilk üç sınıf düzeyindeki öğrencilerin, bir derste bir-iki sözcükten fazlasını öğrenmelerini beklemek de doğru değildir.

Öğrencilerin söyledikleri bazı sözcükler daha önceki derslerde öğrenilmiş olabilir. Bu durumda öğretmen, "Bunu önceki derslerimizden birinde öğrenmemiş miydik? Bunun anlamım kim hatırlıyor?" sorusunu sınıfa sorar. İstekli öğrencilerden birkaçına sözcüğün anlamım söyletir. Daha sonra, sözcüğün anlamını bilmediğini söyleyen öğrenciye söyletir. Böylece, tekrar yaptırarak, hatırlamalarım sağlamış olur.

Bazı öğrenciler yalnızca söz almış olmak için, fazla düşünmeden, seçtikleri
sözcükleri söyleyebilirler. Öğretmen, bu sözcüklerin anlamının bilindiğinden emin-
dir. "Bu sözcük çok kolay. Anlamım bilen var mı?" sorusunu sınıfa sorar, istekli öğ-

rencılerden birkaçına sözcüğün anlamım söyletir. Daha sonra, sözcüğün anlamını
bilmediğini söyleyen öğrenciye tekrarlatır. Öğretmenin bu kararlılığı, öğrencilerin

bu gibi sözcükler üzerinde durulacağını sezmelerini de sağlar.

 

• Sözcüklerin anlamlarının öğretiminde, sözcüğün temsil ettiği kavramın ta-
mmlanmasında temel olan özelliklerin ortaya konması; kavrama örnek
olan ve olmayanların sunulması; öğrencilere, verdikleri örneklerin doğru
ya da yanlış olduğu konusunda bilgi verilmesi; öğretilen sözcüklerin belir-
li aralıklarla kullandırılarak tekrar ettirilmesi önemli ilkelerdir.

• Öğretilecek sözcüğün temsil ettiği kavram somut ise, kavramın kendisi sı-
nıfa getirilmelidir. Eğer bu mümkün değilse, resmi ya da modeli sınıfa ge-
tirilip öğrencilere gösterilmelidir. Kavramın temel özellikleri kendi, resmi
vb. üzerinde gösterilerek sunulmalıdır. Öğrencilerin kavramla adı arasın-
da bağ kurabilmeleri sağlanmalıdır.

Öğretilecek sözcüğün temsil ettiği kavram soyut ise, kavramın temel özellikleri olarak tanımlanmalıdır. Sözel olarak tanımlanan bu özellikler, dramatizasyon tekniğinden faydalanılarak ya da bir örnek olay içinde sunularak daha anlamlı
hale getirilebilir. Kavramın özelliklerin!, sergilenen bir durum içinde gören öğrencilerin, kavram ve adı arasında bağ kurmaları da sağlanmış olur.

 

• Sözcük öğretiminin bir boyutu da sözcüğün temsil ettiği kavramın -varsa-
örneklerinin sunulmasıdır. Meyve, çiçek, hayvan, gezegen vb. örnekleri
olan kavramlardır. Öğrencilere çiçek sözcüğünün ifade ettiği anlam öğretilirken, gülün, karanfilin ve papatyanın birer çiçek olduğu; elmanın, çamın çiçek olmadığı da öğretilmelidir. Böylece öğrenciler, gül, karanfil ve papatyanın çiçeğin örnekleri olduğunu öğreneceklerdir. İlk başlarda öğrenciler, örnek olanları ya da olmayanları değerlendirirlerken, çiçeğin yani kavra-
mın belirleyici özelliklerini kullanamayabilirler. Bu öğrenme sezgisel düzeyinde olabilir; bu, sınıflamanın başlangıç düzeyidir. Öğrenciler zamanla, kavramın belirleyici özelliklerini kullanarak, örnek olanları ya da olmayanları değerlendirmeyi öğreneceklerdir. Bu, sınıflamanın ileri düzeyidir.

• Öğrencilerin, öğrendikleri sözcüğü kullanarak cümle kurmaları istenir. Ba-
öğrenciler, ilk söyleyen arkadaşlarının cümlelerinin etkisinde kalarak,
tamamen benzer cümleler söyleyebilirler.

Örnek: Bu sabah, saksıda yeni bir filiz gördüm (ilk söylenen cümle).

 

Dün sabah, saksıda yeni bir filiz gördüm (ilk cümleden etkilenerek söylenen
cümle).

Böyle durumlarda, öğretmenin öğrencileri farklı cümleler kurmaları konusun-
da yönlendirmesi; biraz daha düşünürlerse bunu yapabilecekleri konusunda cesaretlendirmesi gerekmektedir. Aksi durumda, öğrenciler bu sözcüğü yalnızca o cümle kalıbına bağlı bir sözcük olarak algılayabilirler.

• Öğrencilerin sözcük dağarcıklarına yeni sözcükler kazandırmak için, sıklıkla izlenen yollardan biri sunuş yoluyla öğretme stratejisidir. Bu yanlış değildir. Sözcüğün anlamının dolaysız olarak öğretilmesini sağlayan bir yoldur. Zaman kaybettirmez. Bunun için şu yol izlenebilir: Öğrencilere sözcüğün anlamı, temsil ettiği kavramın belirgin özellikleri sunulur. Bunun için
sözel bilgi yanında mümkünse görsel bilgi de kullanılır. Varsa, örnek olanları ve olmayanları da sunulur. Öğrencilerin bu bilgiyi hatırlama düzeyinde ya da soyut düzeyde kullanıp kullanamadıkları kontrol edilir.


Sözcük öğretiminde izlenebilecek yollardan biri de buluş yoluyla öğretme
stratejisidir. Bunun için şu yol izlenebilir: Sözcüğün anlamı doğrudan verilmez. Öğrencilere, sözcüğün temsil ettiği kavramın kendisi ya da resmi, varsa örnek olanla ve olmayanları sunulur. Öğrenciler bunları incelemek; bunlar üzerinde düşünmek için yönlendirilirler. Bu süreç sonunda, öğrencilerin kavramın belirgin özelliklerini bulmaları ve anlamı tanımlamaları sağlanır.

• Günlük yaşamda, anlamım bilmediğimiz ya da birden fazla anlam ifade
eden sözcüklerle karşılaşabiliriz. Bunların ne anlama geldiğin! sözlüğe
başvurmadan ya da birilerine sormadan çıkarabilmemiz gerekebilir. Bu beceri göz ardı edilmemelidir. Öğrencilere, ilk kez karşılaştıkları sözcüğü,
bağlı bulunduğu kapsam içinde ilişkilendirerek, anlamlandırabilme becerisini de kazandırmak gerekmektedir. MEB İlköğretim Okulu Türkçe Programı'nda, bu becerinin kazandırılmasına dördüncü sınıftan itibaren yer verildiği görülmektedir. Bunun için, buluş yoluyla öğretme stratejisi izlenebilir.


Buluş yolu stratejisinin izlenmediği durumlarda bile, öğretmen sözcüğün an-
lamım doğrudan söylemeden önce, öğrencilerin metnin bütününden yola çıkarak,
sözcüğün anlamım tahmin etmelerin! isteyebilir. Buradaki amaç, sözcüğün anlamı-
öğrencilerin bulmasını sağlamak değildir. Amaç, Öğrencilere sözcüğün anlamım
bütün ile ilişkilendirerek düşünme alışkanlığı kazandırmaktır. Sözcüğün anlamım
söylemeden önce öğretmen, "Size göre bu sözcüğün anlamı ne olabilir?", sorusu-
nu sorar. Gelecek cevapları, ipucu niteliğindeki bazı sorularla yönlendirebilir.

Böylece onların düşünmelerim sağlamış olur. Daha sonra da sözcüğün anlamını söyler

 ya da sözlükten bulmalarım ister. Böyle etkinlikler, sözcüklerin anlamım

 yapılandırılmış buluş yoluyla buldurmaya hazırlayıcı olabilir.

• Sözcük dağarcığım geliştirmenin önemli bir yolu da Öğrencilere düzenli
okuma ve dinleme alışkanlığı kazandırmaktır. Okuma ve dinleme, yeni sözcükler öğrenmeyi ve öğrenilen sözcüklerin kalıcılığım sağlayan önemli fırsatlardır. Öğrencilere sunulacak konuşma ve yazma ortamları da öğrenilen sözcüklerin tekrar edilmesin! sağlayan önemli fırsatlardır.


 www.ogretmeninsesi.com