Anasayfa - Eğitim Sözlüğü - Makaleler - Kitap Özetleri - İlginç Hikayeler - Dosyalar - Planlar - Forum - Ziyaretçi Defteri

 

 

Hayat Yolunda ZORLUKLARLA MÜCADELE

Yazar: Prof. Herbert N. Gasson
Yayınevi: Timaş


Gasson Diyor ki:
•           “Kitabımı okuyup ta kendi vaziyetine uyan teşhisleri gören, ve gösterilen çarelere sarılmayan bir insan kurtarılmasına imkan kalmamış bir zavallıdır. Ben öylelerine gömülmemiş ölüler, derim.”
Tahammül Her Şeyin Üstündedir.
•          Gazetelerde insanın hayattaki rolü hangi yaşta biter diye birçok anketlere şahit oldum. Bence bu sorunun cevabı şudur: Bir insan rolünün hangi yaşta biteceğine inanıyorsa, rolü o yaşta biter.
•          Asıl felaket de, birçok gencin ilk mağlubiyetten korkarak bütün cesaret ve iradelerini kaybetmeleri değil midir? Hiç kimse, nefes aldığı müddetçe kendisini bitmiş-tükenmiş görmemelidir. Kalp çarptıkça istikbalden ümit kesilmez. Tahammül gösterebilenler için mağlubiyetler bir kuvvet kaynağıdır. İnsanın başladığı işi tahammülsüzlük yüzünden yarım bırakması en büyük zaaftır. Hiç kimse işini başarısızlık anında terk etmemelidir. Evvela zorluklar aşılmalı, gerekiyorsa ondan sonra çekilmelidir. İşini adeta kaçarak bırakan bir adamın kendine itimadı sarsılır ki, bu başlı başına bir zarardır. Esas kötü etkisi, sonradan girişilecek işlerde de görülür.
•          Hakiki tehlikeler karşısında insanların henüz keşfetmedikleri hakiki kuvvet ve kabiliyetleri görülür. Herkesin yedek kuvvetleri vardır. Bu yedek kuvvetlerin yardıma koşması için insanın zorlanması gerekir. Savaş şartları zorlamadan, yedekler askere alınmaz.
•          Dayan ve vur! Rakibinin de ancak iki eli var.
•          Başarmak, yenmek arzusu! Bu arzu çok defa her kuvvet ve kabiliyetten daha kuvvetlidir. Kabiliyet ve başarma arzusu yan yana gelince karşılarında durulmaz.
•          Büyük adamlardan birisi şöyle der: Hayata atıldığım zaman en lüzumlu şeyin azim ve kudret olduğunu zannetmiştim. Yine aynı fikirdeyim. Fakat, kırk yıl sonra bir şey daha anladım. Sabır olmadan bunların tek başına bir kıymeti yok. Hepsini manalandıran ve kuvvetlendiren, sabırdır. Azimle başlar ve devam ederiz. Bitirmek için ise sabır şarttır.
•          Zamanı geçmek üzere olan bir şeye yetişmeye çalışmak, müspet manada acele etmektir. Zamanı gelmeyen bir işi yapmaya kalkmak olumsuz manada acele etmektir. Gençlik sabır ve tahammülü, ihtiyarlık atılganlığı ihmal edemez. Gençler hem tahammüle hem de teşebbüs gücüne sahip olmalıdır.
•          Tren yolu yaparken bütün engellere rağmen ilerlemeye mecburuz.

Engel ve Zorlukların Kıymetini Bilin

•          Hayatı yenmek isteyenlerin bilmesi iki hakikat vardır:
1.          Engel ve zorluklar hayatın mahiyeti icabıdır. Zorlukların önünden kaçan insanlar, bunu inanılmayacak kadar büyük bir bedelle öderler.
2.          Hayatta engel ve zorluklardan daha berbat bir şey daha vardır ki, bomboş oturmak, her işten kaçınmak veya tembelliktir. Hayatın tehlikelerinden, meselelerinden kaçmak isteyenler, kaçmaya çalışırken düşerler.
•          Her büyük başarı, büyük bir mücadelenin neticesidir. Mücadelenin zor tarafı fedakarlıktadır. Fedakarlık başlı başına bir mücadeledir. Hem canının her istediğini yapacaksın, hem de başarılı olacaksın; bu mümkün değil. Yükselen ağaç rüzgarın kamçısıyla iyice pişer, kuvvetlenir. Zorluklar hayatımızın bile taşıdır. İşte zengin çocuklarının ekseriya zayıf kalmalarının başlıca sebeplerinden biri de, bunların üstesinden gelmeye çalışacakların zorlukların olmamasıdır. Bunlar ağızlarında altın kaşıkla doğmuşlar, zavallılar kuvvetlenmek için hiç bir fırsat bulamamışlardır.
•          Akıllı ve cesur bir adam sabah masasının başına şu cümle ile oturur: Bakalım yenilmesi gereken kaç zorluk var.
•          Herkesin kıymeti ve şerefi, halletmekle vazifeli meselelerin büyüklüğü kadardır. Çözmeye çalıştığınız meseleden daha büyüklerini şu anda başkalarının çözmeye çalıştığını unutmayınız. Dünyada halledilmiş bunca meseleyi düşünün ve sizin meselenizin daha küçük olduğunu görün. İşin başındaki insanlar manevi dürbünlere sahip olmalıdırlar.
•          Bir insanın en iyi dostu onun mesuliyetleridir. Kuvvetli bir insan mesuliyet almaktan korkmaz.

Engel ve Zorluklardan Ders Alın

•          Hiç bir kimse zorluk karşısında gelişi güzel tavır almamalıdır. Nasıl davranmak gerektiğini incelemeli, tespit etmelidir. Kendimize daima sormalıyız: Bu işle alakalı, bana yardım edecek bir kitap yok mudur? Öğrenmenin en ucuz ve en kolay kolu okumaktır. Okumaya ve öğrenmeye ayrılan zaman daima kendisini öder. Esasen ilmin sırrı bir çok kaynaklardan toplanmış olmasındadır.
•          En büyük korkum işlerimin benden önce gelişmesidir. Bu gün en mühim mesele şudur: İşime nasıl sahip ve hakim olabilirim?
•          Plansız, neşesiz, ve sinirli çalışmaktan daha zararlı bir şey yoktur.
•          Şiddetli bir rekabet devrinde yaşıyoruz. İnsanlar mesleklerinde ihtisas sahibi olmaya mecburdurlar.
•          Aşılmaz yollar var ise bunlar öncelikle insanın kendisindedir. İşinizi düzene koymak isterseniz, önce kendinizi düzene koymanız gereklidir. Siz yenilenmeyince, yenilik olmaz, yani sizin hesabınıza.
•          Bir çocuğu idare eden arzularıdır. Her şeye karşılıksız sahip olmak ister.
•          Dünyaya kafamız boş olarak geliriz. Ancak pek azımız dolu bir kafa ile toprağa döneriz.
•          Hepimizin sınırsız bir gayesi bir emeli vardır. Halbuki, bu emel bir değil, on olmalıydı. Nihayet bir gerçek dostumuz vardır; niye yirmi gerçek dostumuz yok.

Kararı Geciktirmeyin; Korkak Değil, Cesur Olun

•          Beklemek?
Ne zamana kadar?
Efendim, zamanı gelinceye kadar.
İşte bu bir intihar sistemidir. O zaman bir türlü gelmez.
•          “Hayır” demek kolay. Çünkü “Evet” denince yapılacak bir sürü iş çıkacak.
Selfridge, şöyle devam ediyor: “Her toplantıda karar verebilecek biri vardır. Diğerleri onun önünü keserler. O kadar “Hayır” derler ki, o tek adamın da cesareti kırılır. Sonra da niçin gelişme yok diye merak ederler. Bu “Hayırcılar” muhafazakar değiller, yıkıcı ve tahrip edicidirler. Azim ve irade tecrübeden daha değersiz değildir. Bazan yeni bir karar almak gerekir ve “Tecrübe Hanım” , “Bu doğru olmaz” der. Teşebbüs yarıda kalır. Lütfen “Tecrübe Hanım” her şeyi bilirim, pozlarına bürünmesin.
•          Bazıları da “Ben kadere tabiyim” diyerek tembelliklerini ve korkaklıklarını ört-bas etmeye çalışır. Bu kadere iftiradır. Yatıp kalkmamanın adı kader değildir. İnsan üzerine düşen her işi yapar da ortaya çıkan neticeye kader derse, o zaman mesele yoktur. Haklıdır.
Bir de “Âza kanaat etmek gerek” şeklinde bir fikir var ki, tamamen yanlış anlaşılıyor. Aza kanaat etmek, tembellik yapmak değildir. Az çalışırsanız mecburen aza kanaat edeceksiniz. Mesele çok kazanıp aza kanaat etmektir.
•          Bir işte başarılı olunamazsa başka bir işte de başarılı olunamaz fikri çok zararlı ve yanlıştır. Tam süratle gidemiyorsanız hiç değilse yarım hız devam ediniz. Öyle bir düzlüğe çıkabilirsiniz ki, kaybolan zamanınızı fazlası ile kazanmak mümkün olabilir. Hiç sıkıntı olmasın derseniz hiç bir başarı elde edemezsiniz.
•          Dünya nice çok bilgili, ama zayıf iradeli insanlarla doludur. Bunların kafalarında bir takım nazariyeler, hatta gerçekler vardır. Ne çare ki, onları ortaya atacak kuvvet ve cesareti yoktur.
•          Bir zorluk yada engel karşısında en iyi hareket taarruzdur. İlk vuran daima mücadelenin yarısını baştan kazanmış demektir. Devamlı müdafaa yapan bir boksörün maç kazandığı görülmemiştir.
•          Korkağa bütün zorluklar musallat olur. Her düşman aslan kesilir.
•          İnsan kendisine yardım etmek istemezse, kimse ona yardım etmez.
•          Evet kuvvetli olunuz. Zayıfa hiç bir başarı vaad edilmemiştir. Acizlik ve zayıflık ne bu dünyada ne de öbür dünya da mükafatlandırılır.

Endişelenmekte Haklı mısınız?

•          Bazı kimseler ömürlerini lüzumsuz endişelerle mahvederler. Size bir tavsiyem vara; bir hafta boyu sizi üzen, endişelendiren, sinirlendiren, korkutan bütün hadiseleri en küçüklerine kadar yazınız. Bir hafta sonra, bunların gerçekten üzüntüye değip değmeyenlerini eleyiniz. Göreceksiniz, çok şeye lüzumsuz sinirlendiğinizi, huzurunuzu ve çalışma azminizi kaybettiğinizi fark edeceksiniz. Endişeler, hiddetler, zihni tahrip ederler. Öfke geldiğinde, baştan akıl gider. Sıkıntı yapılan işten kaynaklanıyorsa, ara sıra işin başından ayrılmak da fayda vardır.
•          Korkaklara, kabiliyetsizlere, kötümserlere ve aklı olmayıp da hırsı çok olanlara kulaklarınızı tıkayınız. Sadece yaptığı işte başarılı olmuş insanların sözlerine değer veriniz. Büyük başarıların sahipleri size, “Dikkat et” derlerse dikkat ediniz.
•          Hiç bir zaman kendinize acımayınız. Ve bir işte kaybederseniz, lüzumundan fazla üzülmeyiniz. Her akıllı insan önce unutmayı öğrenmelidir. Ders ve ibret almak başka şeydir. Hiç kimse doğuştan başarısızlığa mahkum değildir. Her insanda iyi geliştirilmek şartıyla başarıya götürebilecek kabiliyetler vardır. Her kesin ruhunda uyandırılmayı bekleyen bir dev vardır. Bu dev iyiliğe de yarar, fenalığa da. Hüner bu devi faydalı işlerde kullanabilmektedir.

En Önce Yapılacak İş

•          Doğru olan, hakikatin yüzüne bakmaktır. Onunla mücadele etmeyi göze almaktır. Biz zorlukları görmek istemesek bile onlar bizi görürler ve halledilmedikçe bize öcü görünmeye devam ederler. Bazı zorlukları küçük parçalara ayırıp planla halledebiliriz. Başarılı olmak isteyen her insan teşkilatçılık kabiliyetine sahip olmalıdır.
•          Daima istikbale bakınız. Maziye bakmak istikbali görmek için faydalıdır. Maziye çakılıp kalmayın. Dünü iyi bilip, yarında yaşayın. Zafer ileridedir. Siz yürüdükçe, zorlukların ayaklarınızın altında eridiğini göreceksiniz.

Dikkat - Uyum – Düzeltme

•          Yeni şartlar altında ortaya çıkmış meselelerin çözümü için yeni yollar aranmalıdır.
•          Aslında insanların çoğu o kadar ihmalkar, o kadar hareketsizdirler ki, bunlar zorlukları adeta kendileri meydana getirirler. Bütün miskinler kendilerine biraz hareket tavsiye edenlere hep aynı soruyu sorarlar: “Neden?” Bu bir dimağ uyuşması hastalığıdır. İş suya benzer, akmak ister. Durursa kokar. Zorluklar onları yenmek içindir; önünden kaçmak için değil.
•          Başarısız olduğunuzda başarabilenlere bakınız. Sizin yapmadığınız neleri yapıyorlar. İşte o zaman eksikliklerinizi kolayca görebilir, kendi durumunuza uygun tedbirler alabilirsiniz. Bakınız, başaranlara, hep yenilik getirenler, yeni şartlara uyum sağlayanlardır. Yeni insan, yaşı ne olursa olsun, yeni şartlara hakim olabilen insandır. Bir milleti taklit öldürür. Taklitçi daima geriden gelmeye mahkumdur, aynı zamanda komiktir. Ancak bir milletin başarı sırlarını incelemek ve faydalanmak isteği taklit değildir.

http://www.rehberlikservisi.org/default.asp?target=wiev&id=470

 


 www.ogretmeninsesi.com